ERKAN İŞÇİ

Eski günlere dönmek istediğinde, eline fotoğraf albümlerini alır, geçmişe takılı kalan yüzleri dikkatle inceler, o mutlu anların kağıt kokusuyla harmanlanan tadıyla keyiflenirdi.

Henüz dünyada olmadığı dönemlerde babasının çektiği fotoğraflara baktığında, o siyah beyaz dünyanın bir köşesinde sessizce durup o anları seyredebilmeyi hayal ederdi.

Tanık olduğu anların fotoğraflarında ise aklına hep “o an”ın öncesi ve sonrasında yaşadıkları gözünde canlanırdı. Kendisini fotoğraflarda pek göremezdi ama albümlerdeki fotoğrafların çoğunun hikayesini hatırlıyordu, çünkü onları kendisi çekmişti.

Galiba çocukluğundan kalma alışkanlıkla, fotoğraflarda olmaktan çok o ana tanık olmak, öncesi ve sonrası ile o anda neler hissettiğini, neler yaşadığını hatırlamaktan keyif alıyordu.

Ne zaman başladı tam olarak bilmiyor ama fotoğraflardaki “o an” lar geçmişle bağ kurabildiği zaman ötesi bir geçit gibi geliyor ona. Ve bu duygunun verdiği hazzı kaybetmemek için fotoğraf çekmeye devam ediyor.

Sonraki yıllarda sadece fotoğraftaki “o an” ın saklanmasının değil, fotoğrafın kendisin de “o anki duygu” nun da yansıtılması amacıyla, biraz da estetik kaygıyla fotoğraf çekebilmek için çabalamaya başladı.

Daha yolun başındayım diyor, ama ileri ki bir zamanda dönüp bakabilmek ve aynı keyfi yaşayabilmek için “o an” ve “o anki duygu” ları zamandan soyutlanmış kareler halinde biriktirmeye devam ediyor.

%d blogcu bunu beğendi: