ANKARA KÜLTÜR ROTALARI BİR BİLENLE GEZİYORUZ: POSTA CADDESİ

Bizler Ankara sevdalılarının, Ali Vedat OYGÜR Hocamızla Ulus’ ta yaptığımız gezimizde Cumhuriyet Ankara’ sı gözümüzde canlanıyor. O coşkulu Türk Edebiyatı ruhu, değişen gelişen Türkiye gündemi ve inşaat şantiyesi görünümünde sürekli bir yapılanma yaşayarak ağını genişleten Ankara …

Toplanma alanımız Ulus Heykelinin önü ve karşımızda duran Koçzade Han 1932’ de Vehbi Koç tarafından yapılan bina ve hemen yanında 2 katlı Meydan Palas yer alıyor.

Fotoğraf: İlter AKINOĞLU

Anadolu Lokantası:

Günümüzde Sosyal Bilimler Üniversitesine ait olan beyaz binanın yerinde tek katlı Anadolu Lokantası vardır. Lokantayı 1923’ te Hariciye’ nin eski memurlarından Reşat Bey açar. Milletvekilleri öğlenleri burada yemek yerler aynı zamanda akşamları toplanma yeridir. Lokantanın müdavimlerinden Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Falih Rıfkı Atay, Hamdullah Suphi ve Tunalı Hilmi gibi Kuvayi Milliyeciler ülke sorunlarını tartışırlar.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Ülke kalkınmasında başat rol oynayan aktörlerden biri olan İş Bankası, Kulüp Sinemaları’ nın ilk şubesini de Ulus’ ta açar.

Tabarin Bar;

Çok nezih bir lokantadır öyle ki düzgün kıyafetli olmayan müşteriler içeri alınmazlar. Yemek saatinde yemek müziği çalar, yemek bittikten sonra dans müzikleri başlar ve gece 12’ den sonra varyeteler sunulur. Tabarin Bar’ ın çok ünlü bir müşterisi vardır; Necip Fazıl Kısakürek. Her gece garsonlara büyük meblalar denilecek miktarda bahşişler dağıtır.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Zevk Lokantası ise Vehbi Koç’un sürekli yemek yediği ve Ankara’ nın bütün ünlülerinin rağbet ettiği bir mekandır.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

İstanbul Otel ve Pastanesi 2 katlı bir bina olup üstü otel altı pastanedir. Yahya Kemal Ankara’ ya geldikçe bu otelde kalır. Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Faruk Nafiz Çamlıbel burada gelenekçi şairler toplantılarını sıklıkla yaparlar. Garip şiiri akımına karşıdırlar ve Hisar grubunu kurarak bir de dergi çıkarırlar.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Taşhan

Ankara’ nın ilk büyük hanı olan bina, Ankara’ ya tren geldiğinde otele dönüşür. Altındaki dükkanlardan Birinde Karpiç Lokantası açılır. İşletmecisi Karpoviç: “Ben Ankaralıya yemek yeme sanatını öğreteceğim” der. 1933’ te Taşhan yıkılınca Karpiç yolun karşısına taşınır.

Tarihi Çiçek Lokantası, Karaoğlan Çarşısında yer alır ve kuruluşu Osmanlıya kadar dayanır.

Günümüzde Merkez Bankası Eğitim Merkezi olarak hizmet veren bina, 1932 yılında hayatına İstanbul Palas olarak başlar. Viyana kübiği tarzında yapılan bu bina, Ankara’nın en lüks otelidir. Her akşam otelin terasında müzik eşliğinde akşam yemekleri yenilir.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Cihan Palas

1938’te yapılan binanın giriş katında Turan Lokantası vardır. Çarşamba sofrası denilen günde Gelenekçi olarak tarif ettiğimiz pek çok şair, sanatçı ve ünlü insanın katıldığı muhteşem sofralar kurulur.

Merkez Postanesi

Binanın ilk yapısı 1.Ulusal mimari tarzındadır ve mimarı Vedat Tek’ dir. 1974’ te bu bina yıkılıp yerine yine Viyana kübiği tarzında bir bina yapılır. Önceden Kızılbey olan caddenin ismi Posta Caddesine dönüşür.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Kürdün Meyhanesi

Kudret Han’ ın girişinde 1936’ da açılmıştır. Ressam Fahir Aksoy’ un kitabı “Kürdün Meyhanesi” ile anıları ölümsüzleşmiştir. Şairlerin, yazarların akın ettiği bir mekandır. Mekanın gediklileri Orhan Veli ve Garip akımından arkadaşlarıdır. Ortada soba, üzerinde kızaran ekmekler, sobanın yanında uyuyan kedi ile tam bir aile ortamıdır.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Tercüme Bürosu

Hasan Ali Yücel, Milli Eğitim Bakanlığı zamanında Yüzbaşıoğlu Hanı kiralar. Üst kat Talim Terbiye Kurulu, alt kat Tercüme bölümüdür. Sabahattin Eyüpoğlu, Nurullah Ataç, Adnan Ötüken gibi değerli şair ve yazarlar Dünya klasiklerini çevirip Türk Halkına armağan ederler. Milli Kütüphanenin ilk örneği de bu binada açılır.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Başkent Eczanesi

1946’ da açılmıştır. İlginç olan hala günümüzde Başkent Eczanesinde o yıllardan kalan ecza dolapları, masalar, mobilyalar kullanılmaktadır.  

Palabıyık Meyhanesi diğer mekanlara göre fiyatları çok makul olan, fakir dostu bir mekandır.

Altan Öğmen’ in doğduğu aile yadigarı güzel binadan yukarı doğru yürüyoruz, karşımıza Şükran Lokantası çıkıyor. Lokantanın en ünlü müşterisi Cahit Sıtkı Tarancı. Şair 35 yaş şiirini burada yazar ve CHP’ nin şiir ödülünü kazanır. Kazandığı 2000 lirayı burada arkadaşlarıyla 1 haftada yer bitirir.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Gündoğdu Han

Binanın mimarı Gazi Üniversitesinin çok değerli hocası Selçuk Milar’ dır. Bina hala mimarisi, giyotinli pençeleriyle göz kamaştırıyor. Bina aynı zamanda Mimarlar Odasının ilk kurulduğu mekandır.

1938’ de Mermercioğlu’ nun girişinde Şık Düğme ilk şubesini açar. Ankara’ lı kadınlara uzun yıllar hizmet veren mağaza günümüzde Kızılay’ da hayatını devam ettirmektedir.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Osmanlı zamanında adı Tenekeciler Sokak olan günümüzün Sobacılar sokağından dolaşıp Suluhan’ ın aşağı kapısına ulaşmak istiyoruz. Suluhan’ ın günümüzdeki en işlek giriş kapısı ikinci kat hizasındaki kapısıdır. 1929 yangının enkazı, yolu hanın şimdiki giriş kapısı seviyesine kadar doldurmuştur.

Suluhan günümüze kadar ulaşabilen, Osmanlı Han mimarisini bizim gözlerimizin önüne seren çok değerli bir yapıdır. 1508’ de Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Avlunun ortasında bir Köşk Mescidi vardır. Günümüze kadar birden fazla restorasyon gören Han, özel gün ihtiyaçlarının satıldığı, çok renkli ürünlerin bulunabileceği Ankaralıların uğrak yeridir.

Hoca İbadullah Camisi Hoca Osmanlı’ da tüccara verilen isimdir. Hoca İbadullah Camisi onbeşinci yüzyılın sonunda yapılan bir camidir. Zaman içinde cami harap olunca, 1703 yılında Ankara’ nın zengin tüccarlarından Hacı Yusuf Ağa harap camiyi yıktırıp yerine yeni bir cami ve yanına Medrese yaptırır ama caminin adını değiştirmez. Hacı Yusuf Ağa’ nın vakfiyesinde özel bir durum vardır; cami yöneticilerinin muhakkak kadın olması kuralı bulunur.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Selma ÜNAL

Aralık 2025

BİR BİLENLE GEZİYORUZ: YENİŞEHİR

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

“Ankara Kültür Rotaları: Bir Bilenle Geziyoruz” kapsamında bu ay Sayın Dr. Ali Vedat OYGÜR rehberliğinde günlük yaşamımızda her birimizin mutlaka uğradığı Kızılay-Yenişehir bölgesinde gezdik.

Cumhuriyet kurulduktan sonra modern bir şehir inşası çalışmalarına başlanılmıştır. Bölge kalkındırılırken ilk olarak bahçe içerisinde, modern olarak tasarlanan güzel evlerin yapımı ile işe başlanmış, böylece Yenişehir bölgesi oluşturulmuştur. Bu bölgeye başlangıçta 198 tane bahçeli tek katlı memur evi ile 12 adet muhteşem villa yapılmıştır. Bu villalardan günümüze kalan sadece Mado tarafından kullanılan binadır.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

İncesu Deresinin bulunduğu büyükçe bir meydanda yapılan Eller heykeli hakkında eserin sahibi olan Heykel Sanatçısı Metin Yurdanur’un heykel hakkındaki kendi yorumu: “Eller beynin ve gözün bir parçasıdır” şeklindedir. 

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Kızılay’ ın girişinde bulunan, Hatti soylularının mezarlarından çıkan, cenaze törenlerinde bayrak şeklinde asılan geyik heykeli Heykeltraş Nusret Suman tarafından 1978 yılında yapılmıştır. 

Ankara Valiliği olarak kullanılan bina 1926’da gününün modern mimari akımına uygun olarak inşa edilmiştir. 

Gürkent olarak günümüzde hayatına devam eden bina, 1963’te Kent Otel ismiyle kullanılmaya başlanmıştır. Kent Otel olarak kullanıldığı süreçte sahneye çıkan sanatçıların kocaman afişleri sürekli camlarına asılırmış.  

Balıkçıoğlu Pasajının olduğu yerde 3 katlı ve 1100 oturma koltuklu Ankara Sineması vardır.

Zafer Meydanı; ağaçlar, yeşillikler arasında halkın nefes aldığı çok geniş bir ortak alandır. Ortasındaki Atatürk Heykelinin yönü artık Doğu’ya bakmaktadır. Savaş bitmiştir ve bundan sonra kalkınmaya, devletin birlik beraberliğine önem vereceğiz der gibidir.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

1935 yılında yapılan Büyük Çarşının olduğu binada Muhsin Ertuğrul’un da girişimiyle Büyük Sinema kurulur. Ülkenin siyasetçileri ve bürokratlarının uğrak yeridir, İsmet İnönü her Perşembe locada görülür.  

Divan Pastanesinin olduğu yerde, 1928 yılında Ankara’nın ilk özel hastanesi olan Ankara Sıhhat Yurdu kurulur. Bina aynı zamanda Sabahattin Ali’nin oturduğu evdir.

Ankara Sanat Tiyatrosu 1963 yılında kurulmuştur. Sanat kokan bu mekânın 2020 yılında mahkeme kararıyla boşaltılması kararı verilmesi sonrası tiyatro ekibi Bilkent Sahnesine taşınmıştır. 

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

İzmir Caddesi 28 numaradaki Anadolu Kulübü binası yapıldığı haliyle ayakta kalmayı başarmıştır. Milletvekillerinin hizmetinde olan otel, balo salonu, kokteyl salonu, restoranı ve kütüphanesi vardır.

1978 yılında Eski Belediye Başkanı Ali Dinçer, İzmir Caddesini günümüzden farklı olarak yayalara açık olacak şekilde düzenlemiştir.    

Cafe Down’un olduğu yerde Özen Pastanesi açılmış, o zamanlar burası Paris kafelerini andırmaktaymış. Pastaları ile ün yapmış ve çok rağbet görmüştür. Nurullah Ataç buranın baş müdavimiymiş. Orhan Veli ve Melih Cevdet Anday’ın Garip Şiir Akımını burada başlattığı söylenir. Şiir saatleri ile müşterilerine sanat dolu bir sosyal ortam yaratan mekân, zamanla bir sanat merkezi haline gelmiştir.         

Bulvarda, Toygar ailesinin yaptırdığı 3 katlı bir Cumhuriyet dönemi binası vardır ki 1936’da yapıldığı ilk halini hala muhafaza eden bu Cumhuriyet dönemi bina sanki insana zamanda yolculuk yaptırıyor. 

İş Bankası binasının bulunduğu yerde Salih Bozok’un yaptırdığı Kutlu Pansiyon evi vardır. Burası bekarlar için kaloriferli, telefonlu bir apartman olarak yapılmış, binanın zemin katında da Kutlu Pastanesi bulunmaktaydı.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

1956’da İzmir Üst geçidinin bittiği noktada Tuna Caddesindeki ilk binada Piknik isimli mekân açılmıştır. Şarküteri, sandviç ve lokanta olarak 3 bölümden oluşur. Piknik Sevgi Soysal’ın ikinci evi olmuştur.

Tuna Caddesi’nde 1956’da Yeni Sahne kurulmuş, 49 yıl boyunca sayısız muhteşem gösterilere sahne olan, halkın çok kolay ulaşabildiği bir noktadaki tiyatro salonu maalesef 2006 yılına gelindiğinde bina sahibi Ormancılar Derneği tarafından boşalttırılır ve kapanır.

Ziraat Bankası Lojmanları Mimar Giulio Mongeri tarafından 1926’da yapılmıştır. Birinci ulusal mimari tarzında olup, geniş süslü çatı saçakları, büyük pencereleri vardır. 

Sakarya Caddesinden üst geçitle yolun karşısına geçtiğimiz alanda Lozan Parkından kalan küçük bir parça kısımdaki ağaçlar, günümüzde binalara karşı koymayı başaran bir gururla hala ayaktayız der gibi insanı karşılamaktadır.   

Mustafa Necati Kültür Evi; Mithatpaşa Caddesi’nde 3 katlı bir köşktür. Daha önce Irak Büyükelçiliği olarak da kullanılan binanın ismi günümüzde Nuri Pakdil Kültür Evi olarak değiştirilmiştir.

Soysal İşhanı’nın olduğu yerde Soysal Apartmanı bulunmaktadır. 3 katlı 2 kanattan meydana gelen apartmanın iç kısmındaki yapı hala ayaktadır. Yıkılan Soysal Apartmanı ise zamanına göre çok konforlu, kaloriferli, terasında yeşilliklerin olduğu, havuzunda kırmızı balıkların yüzdüğü, seyir alanı olan keyifli bir mekanmış. Yazar Ayşe Kulin’in çocukluğunun geçtiği bina, Adı Aylin isimli romanına da konu olan apartmandır. Aylin karakteri aslında Ayşe Kulin’in kapı komşusuymuş.   

Sakarya Caddesi girişinde bulunan Tarhan Kitabevi 1970 yılında açılarak sahibi İzzet Tarhan Bey 2001 yılında hayatını kaybedene kadar faaliyetini sürdürmüştür.

Selma ÜNAL

Ekim 2024

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

BİR BİLENLE GEZİYORUZ: ANAFARTALAR CADDESİ

Bu ayki Ankara Kültür Rotaları Bir Bilenle Geziyoruz Etkinliği kapsamında yine Ali Vedat OYGÜR hocamızın bizim için hazırladığı yaklaşık 33 duraklık Anafartalar Caddesi civarı gezimiz için Ulus Atatürk Heykeli önünde toplandık.

Hocamızdan öğrendiğimiz bilgilere göre; Osmanlı zamanında yapılan Erkek Öğretmen Okulu, Meclis açıldığı dönmede Milli Eğitim Bakanlığı olur. 1947’de çıkan yangın sonrası yerine Ulus İşhanı yapılır. Daha önceleri Taşhan Meydanı olarak bilinen meydanın ismi de Ulus Meydanı olarak değiştirilir.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Taşhan (ASBÜ), 1880 Yılında Vilayet mektupçusu İsmail Hakkı Bey tarafından yaptırılır. Zamanın çok konforlu, içinde sıcak su bulunan bir mekanıdır. Ankara’ya tren geldiğinde binanın önemi çok daha fazla artar ve ismi Angora Otel olarak değiştirilir.

Gezimize Roma Ana Caddesi’nin hizasından yukarı Anafartalar Caddesine doğru yürüyerek devam ediyoruz. Roma Caddesinde kazılara devam edildiğini gördüğümüzde bize güzel sürprizler sunacağını düşünerek heyecanlanıyoruz.

Zincirli Camii: Ankaralı Mehmet Emin Efendi 1685 yılında Şeyhülislam olunca Ankara’ya pek çok yatırım yapar. Bunlardan en önemlileri Zincirli Camii, Suluhan ve Şengül Hamamı’ dır. Cami ilk yapıldığında klasik Ankara evi formu olan alt kat taş üstü ahşap kerpiç bir binadır.

Fotoğraflar: Cengiz PAMUK

Anafartalar Çarşısı, 1967’de Ankara’nın ilk alışveriş merkezi olarak yapılır. İlk yürüyen merdivenin olduğu çarşının içi sanat galerisi gibidir. Nuri İyem, Süreyya Koral gibi değerli sanatçıların çok güzel sanat eserlerini duvarlarında barındırır.

1930’lu yıllarda yapılan Büyük Apartmanı’nın, olduğu yerde Koç ailesinin ilk evi vardır ve Vehbi Koç bu evde doğmuştur. Binada VEKAM’ın müze yapmak için restorasyon çalışmaları devam etmektedir. Birbirine bitişik nizam yapılmış Paket Postanesi ve Basın Binası’nın hizasından grubumuz ile birlikte yürümeye devam ediyoruz.

Fotoğraflar: Cengiz PAMUK Büyük Apartman ve Anafartalar Çarşısı

Ankara’ nın ilk Şehremaneti (Belediye) Binası, olan ve 1949 yılında mimar Nezih ERDEM tarafından caddeye uyumlu olması amacı ile bir kenarı yuvarlak biçimde tasarlanan Ankara taşından yapılmış bir binadır.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK – ilk Belediye Binası

Mermercioğlu Hanı;  Ankara’nın eski köklü ailelerinden Mermercizadelerin aile apartmanıdır. 1. Ulusal Mimari tarzında yapılmış işçilikli bir binadır. Kavisli pencereleri, çatının işlemeli geniş saçakları, oymalı balkonlarıyla göz doldurmaktadır.

Alibey Hanı: Han, günümüzde sayıları çok azalmış olan Ankara’ nın kuleli binalarındandır. Doktorların muayenehanelerinin olduğu Hekimler Sokaktadır. Binada merdiven kovaları kubbeye kadar çıkar. Daha sonra merdivenlerin olduğu o kova boşlukları da odaya çevrilir.  

Ali Kütükçü İşhanı, Toygar Hanı, Köklü Han, Talas Han, Hanif Han yan yana cadde boyunca inci gibi sıralanmışlardır. Bazılarının en üst katında Kuşgana denilen tek odalı seyir odaları mevcuttur.

Adalet Hanı, cadde üzerinde yer alan bir diğer kuleli bina olup, avukatların yazıhane olarak kullandığı bir binadır. 

Fotoğraflar: Cengiz PAMUK Mermercioğlu Hanı, Alibey Hanı, Adalet Hanı

Cadde üzerinde biraz daha ilerlediğimizde karşınıza muhteşem bir bina çıkar Sakarya Apartmanı. Bu binayı Nuri CONKER yaptırmıştır. Conker Atatürk’ün Selanik’ten okul arkadaşı ve daha sonraki yıllarda Çanakkale ve Kurtuluş Savaşında omuz omuza savaştığı silah arkadaşıdır. Soyadını da Conk Bayırından esinlenerek almıştır.

Cadde ile uyumlu bir şekilde kesimi yapılmış olan Anafartalar Apartmanı, Caferoğlu İşhanı, Moda Terzihanesi derken Ankara Pasta Salonu’ nun muhteşem kubbeli binasına geliyoruz. Burası vakti zamanında Ankaralıların sosyalleştiği, çok güzel tatlılar ve içeceklerin yer aldığı, buluşma noktası olan bir mekandır.

Kültür Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü (İlk Adliye) Binası, 1925’te Mimar Tahsin Bey tarafından 1. Ulusal Mimari tarzında yapılmıştır. Osmanlı mimarisinden izler taşır.

Fotoğraflar: Cengiz PAMUK – Sakarya Apartmanı, Sinema Genel Müdürlüğü (İlk Adliye) Binası

Gülhane İşhanı (Büyük Otel-Hasan Fehmi Ataç Apt.); 1920’li yılların başında yaptırılan bina, ilk meclis hükümetinde Maliye Bakanı Hasan Bey’ e aittir. 1950’lerde otele dönüştürülmüştür. Şehrin ilk lüks otelidir. Günümüzde ise iş hanıdır. 1956’ da binanın alt katında, Rumelili Mehmet Raci tencere usulü ev yemekleriyle Ankara’ nın en eski restoranı olan Boğaziçi Restoranı’ nı açar ve hala günümüzde de burası aynı isimle yaşamaktadır.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

1.Vakıf Apartmanı, 1925’te Mimar Yahya Ahmet Bey tarafından yapılmıştır. Kendisi aynı zamanda Hükümet Meydanında bulunan eski Maliye Bakanlığı binasının da mimarıdır. 1. Ulusal mimari tarzında köşeleri yuvarlak  ferforje balkonlu, geniş çatı saçakları olan, orjinali büyük ihtimalle yine oval pençelerinin olduğu gösterişli bir binadır. Dönemin ünlü doktoru Neşet Naci’nin de bulunduğu pek çok doktor muayenehanelerinin bulunduğu bir binadır.

Çocuk Esirgeme Kurumu (Himaye i Etfal Cemiyeti): 1926’ da yapılan Çocuk Esirgeme Kurumu binasının mimarı, Ankara’ da Etnografya Müzesi gibi pek çok güzel esere imza atan Arif Hikmet KOYUNOĞLU’ dur. Üç bloktan oluşan binanın arkasında Ankara’ nın ilk çocuk parkı ve yüzme havuzu yer alır. Binalara çok güzel isimler bulan Ankara halkı, bu binaya “Çocuk Sarayı”, önünden geçen caddeye de “Çocuk Sarayı Caddesi” der.

Fotoğraflar: Cengiz PAMUK – 1.Vakıf Apartmanı, Çocuk Esirgeme Kurumu Binası

2 Numaralı Ankara İstiklal Mahkemesi: Bu bina 1927’ ye kadar mahkeme olarak kullanılmıştır. Altı taş üst katı kevgir klasik Ankara evi formundadır. Nezarethane olarak da binanın altında yer alan Rum Anaokulu kullanılmıştır. Ankara Üniversitesi tarafından restore edilerek, Üniversite’nin Ankara Çalışmaları, Araştırmaları ve Uygulama Merkezi olarak hayatına devam etmektedir.

İlk Rus Elçiliği: Şu an arsasında hiçbir yapının olmadığı ve açık otopark olarak kullanılan yerde eskiden elçilik binası vardı. Rivayete göre; ilk Rus Elçisi Kurşunlu Camii’ nin minaresine Ankara’ yı yukarıdan görmek için tırmanır, iyice yukarıya çıktığı esnada minarede ezan okumaya hazırlanan caminin imamı sarkıp kendisine bakar ve elçinin dikkati dağılarak minareden düşüp ölür.

Kurşunlu Camii: Anafartalar Caddesi’ nin köşesinde yer alan kare planlı, taş duvarlı, kurşundan yapılmış kubbesiyle 16. Yüzyıl Ankara camisidir. Caminin önünde yer alan ve trafiği yoğun olan geniş alana Samanpazarı Meydanı denir. Meydanda Nakşibendi Medresesi ile Tekkesi, Hüseyin Dede Türbesi ve 12 tane musluğu olan çok büyük anıt çeşme diyebileceğimiz bir çeşme yer alır. Halk bu büyük çeşmeye Elmadağ Çeşmesi ismini vermiştir.

Fotoğraflar: Cengiz PAMUK 2 Numaralı Ankara İstiklal Mahkemesi, Kurşunlu Camii

Selma ÜNAL

Nisan 2024