ANKARA KÜLTÜR ROTALARI BİR BİLENLE GEZİYORUZ: ANAFARTALAR CADDESİ

Ulus Atatürk Heykeli’nin önündeyiz. Bugün kalabalık bir grubumuz var. Herkes dinlemeye çok hevesli. Hocamız, Anafartalar Mağazası’nın önündeki yolu göstererek anlatmaya başlıyor.

Cumhuriyet’ ten önce de burada bir yol vardı. Bunu 1924 yılı Ankara haritalarından biliyoruz. Bent Deresi kavşağından Çıkrıkçılar’ a uzanan bu yolun esas güzergâhı ise Kaleye doğru devam ediyordu.

O dönem burası bugünkü gibi değildi; daha çok bir kasaba meydanı görünümündeydi. Halk, çevredeki taş yapılar nedeniyle buraya “Taşhan Meydanı” diyordu. Resmî bir adı yoktu.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Anafartalar Caddesi ve Karaoğlan

Anafartalar Caddesi’nin yapımına 1926’ da başlanır, 1929’ a kadar sürer. İsmini ne zaman aldığı bilinmez. Osmanlı’ nın son dönemi ve Cumhuriyet’ in ilk yıllarında, 1935–1940’ a kadar Bent Deresi kavşağına uzanan bölgenin adı Karaoğlan’ dır. Yolun iki yanında çarşılar vardır; yol “Karaoğlan Yolu”, çarşı ise “Karaoğlan Çarşısı” olarak bilinir.

Karşıda alüminyum kaplamalı küçük bina Koçzade Hanı’ dır. Meydanda İl Özel İdaresi tarafından 1927’ de yaptırılmış yedi bitişik dükkân bulunur. Karşılarında ise Ankara’ nın ilk modern taş yapılarından biri olan Taşhan vardır. Taşhan’ ın yol cephesine sonradan dükkânlar eklenir. Mimar Hermann Jansen’ in itirazlarına rağmen Taşhan 1933’ te yıkılır; yerine 1936’ da Sümerbank binası yapılır.

Taşhan’ ın yanında Şakir Bey Hanı vardır. Altında Zeybekler Kıraathanesi, ilerisinde Çankaya Kitapçısı bulunur. Han, İş Bankası tarafından satın alınarak Yeni Sinemaya dönüştürülür. Mavi koltukları ve Atatürk için ayrılmış locasıyla dönemin en modern sinemalarındandır.

Sosyal Hayat ve Çarşı Kültürü

O dönem Ankara’ da sosyal ve kültürel hayat oldukça canlıdır. Lokantalar, pastaneler, kıraathaneler doludur. Zincirli Camii’ ne gelmeden Kayseri Han, Yeni Dünya Gazetesi, Kızılırmak Kıraathanesi ve Ankara’ nın ilk hazır giyim mağazası Karamürsel bu bölgede yer alır. Yeni Dünya Gazetesi 1922’ de kapanır.

İlerideki İstanbul Oteli’ nin girişindeki İstanbul Pastanesi, şairlerin ve edebiyatçıların buluşma noktasıdır. Hisarcılar şiir ekolü burada toplanır. Pastane 24 saat açıktır. Tüm bu yapılar eski fotoğraflar üzerinden tek tek okunur.

Karaoğlan Çarşısı bir yangın sonrası yok olur; yerine iş hanı yapılır. O dönemde Atatürk Heykeli bugünkü yerinde değil, caddenin ortasındadır. Platformu farklıdır; Ankara taşı kullanılmış, meydan Arnavut kaldırımıyla döşenmiştir.

Şehir Çarşısı ve Roma Caddesi

Fotoğraf: İlter AKINOĞLU

1928–1930 arasında dükkânlar yenilenir. 1924 mübadelesiyle gelen Tamer Bey, 1926’ da Uğrak Şarküteri’ yi açar. Heykelin karşısındaki, bugün park olan alanda Şehir Çarşısı vardır. 1944’ te Raşit Taner burada Uğrak Lokantası’ nı açar. Ankara’ da ilk “ekmek arası” burada başlar. Raşit Taner, Ankara’ ya ilk piliç çevirme dolabını da getiren kişidir.

Şimdi Ulus Şehir Çarşısı binasının karşısındayız. Bu çarşı yapılmaya başlandığında temeller kazılınca Roma Caddesi ortaya çıkar. Cadde ortaya çıkınca Şehir Çarşısı projesi değiştirilir. Yine de çarşıdaki kafeler, Roma Caddesi’nin üzerine oturma alanları yapmış ve renkli mozaikler kapanmıştır. O caddenin üzerindeki sokak Bilen Sokak’ tır. Sokağın köşesinde Yıldız Lokantası vardır. Yanında Zevk Kıraathanesi, onun yanında Hürriyet Oteli bulunur. Otel 1908’ de yapılmıştır. Otelin yanında, meydana bakan Havuzlu Kahve vardır. Koç ailesi önce buraya yerleşmiş, alt katı dükkân, üst katı konut olarak kullanmıştır. Zevk Kıraathanesi’nin yerine 1923 yılında Zevk Lokantası açılır. Sahibi Çizmeci Mustafa’ dır. Lokanta, Ankara’nın ünlü lokantalarından biri olur.

Zincirli Camii ve Çevresi

Camiyi Ankaralı Mehmet Emin Efendi yaptırmıştır; 1685’ te Şeyhülislam olur. Caminin yanındaki bina da medrese olarak yapılmıştır. Şengül Hamamı, Suluhan ve Hasan Paşa Hamamı’ nı satın alıp onartır, Ankara’ da 20 çeşme yaptırır. Günümüzdeki restorasyonda kerpiç yerine kırmızı tuğla kullanılmıştır.

1960’ lı yıllarda burada bulunan dükkânlar artık yoktur; yıkılmışlardır. Bu sokağın meşhurlarından biri Akman Bozacısı’ ydı. Üçel Oyuncak Pazarı ve Şekerci Osman Nuri de buradaki dükkânlardandı. Osman Nuri ölünce oğlu Ali Uzun işi devam ettirmiştir. Saim Kohen’ in kundura dükkânı vardı; Atatürk’ ün ayakkabılarını onlar yapardı. Bursa Pazarı da bu cadde üzerindeydi. Çiçek Lokantası caminin karşısındaydı; şimdi Necatibey Caddesi’ nde hizmet vermeye devam etmektedir.

1967’ de buradaki dükkânlar yıkılmıştır. 1968’ de Anafartalar Çarşısı’ nın yapımına başlanmıştır. Ankara’ nın ilk yürüyen merdiveni buradadır. İç duvarları ve merdiven boşlukları Füreya Koral, Seniye Fenmen, Atilla Galatalı, Arif Kaptan, Cevdet Altuğ ve Nuri İyem’ in seramik panoları ve resimleriyle doludur. Burası adeta bir sanat galerisi gibidir.

Çarşının çapraz karşısında Kuyulu Cami ve Kuyulu Kahve bulunuyordu. Cami 13. yüzyılda yaptırılmıştır. Yaptıranı Hoca Paşa’ dır. “Hoca” ismi, Paşa’ nın Ahi Şerafettin Camii mütevelli heyetinde olmasından gelir. Ankaralılar bu nedenle ona Hoca der. İşin sürprizi şudur ki Paşa aslında bir erkek değil, kadındır. O tarihlerde Ankara’ da kadınlar oldukça faaldir.

Hocamız başka bir hikâyeyle devam eder. Çamlıhemşinli Kasım Bey, kardeşleri Ahmet ve Osman ile birlikte üç kardeş olarak Ankara’ ya gelirler. Ulus’ ta, eski Maliye’ nin arka tarafında, Hükümet Caddesi’ nde Karadeniz Lokantası’ nı açarlar. 1959 yılında Kocatepe yapılırken, dönemin yöneticileri “Hacı Bayram Camii’ nin avlusundan bakıldığında Kocatepe görünsün” diyerek aradaki bütün binaların yıkılmasını ister. Bu süreçte lokantanın da bulunduğu binalar ve cami yıkılır.

Kasım Bey’ in oğlu İrfan, Necatibey’ de 1961 yılında Karadeniz Lokantası’ nı açar. Daha sonra lokantayı Dost Kitabevi’ nin bulunduğu binada sürdürür. 1994’ te ise burayı da kapatır.

Tahtakale Çarşısı

Şimdi, Anafartalar Çarşısı’ nın biraz ilerisinde Tahtakale Çarşısı’ nın önündeyiz. Bu bölge, yangınlardan çok etkilenen bir bölgedir. Tahtakale ve çevresi tamamen yanmıştır. Çok önemli yapılar vardı, ancak hepsi yok olmuştur. Karşımızdaki sarı bina Erzurum Oteli’ dir. 1917 yılında yapılmıştır; o dönemde adı Abdullah Apartmanı’ dır. Mimarı Ali Rasim Cengiz’ dir. 1930’ lu yıllarda otel ihtiyacı ortaya çıkınca bina otele dönüştürülmüştür. 1964’ te adı Erzurum Oteli olur. Yandaki bina ise Avrupa Oteli’ dir; o da 1917 yılında yapılmıştır. Yolun karşısında, Hacı Bayram Camii tarafındaki sarı bina Berlitz Oteli’ dir. Otelin alt katında Ruşen Pastanesi vardı; hâlen pastane olarak hizmet vermektedir. Pastanenin sahibi Mustafa Bey, oteli satın alıp restore ettirmiştir.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Berlitz Oteli’ nin yanındaki köşe binada 1956 yılında GİMA kurulmuştur. Günümüz AVM’ leri gibi, her şeyin bulunduğu bir alışveriş merkeziydi.

Yolumuza devam ediyoruz. Tahtakale Çarşısı’ nın caddeye bakan tarafında, eskiden kalma güzel bir binanın karşısındayız. Hocamız şimdi bu sıradaki binaları anlatacak.

Burada Üç Nal Meyhanesi vardı. İsminin neden Üç Nal olduğunu biliyor musunuz? Karşıda, yeşil tenteli Garanti Bankası’ nın olduğu yerde bir pasaj girişi var. O sokak Konak Sokak’ tır. Sokağın girişinde bir Ankara konağı bulunur. Bu konak, Şinasi Baray’ ın babaannesinin evidir. Daha sonra Şinasi Baray, konağın altındaki ahır kısmını restore ederek 1946 yılında meyhaneye dönüştürür ve kapısına üç nal çakar. Bu nedenle adını Üç Nal Meyhanesi koyar. Burası, şairlerin ve yazarların geldiği, kadınların da gidebildiği bir meyhanedir. Şairler, duvarlara kendi şiirlerini yazarlar. Orhan Veli, “Üç Nal’ a gelen dört nala gider” yazarak pahalılığına vurgu yapar. Garip Şairleri ve Hisarcılar şiir grubu da buraya gelirdi. Bu bina zaman içinde yıkılmıştır. Bu binanın yanında Akbak Kitabevi’ nin bir şubesi vardı. Dergi ve kitap satışları yaparlardı. Köşede, köşesi yuvarlak olan bina Paket Postanesi’ ydi. Onun yanındaki beyaz bina ise Matbuat ve İstihbarat Umum Müdürlüğü’ ydü; 1964’ te Basın ve Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü adını almıştır.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Karşımızdaki Büyük Apartman, Koç’ un dedesi tarafından iki katlı olarak yaptırılmıştır. Alt katında dört dükkân vardır. Vehbi Koç’ un ticarete başladığı yerler bu dükkânlardır. Anafartalar Caddesi yapılırken o konak yıkılır. Caddenin yapımı tamamlandıktan sonra Vehbi Koç bu büyük apartmanı yaptırır. Binanın ilk kiracıları Devlet Demiryolları ve Deniz Yolları’ dır. Daha sonra Ankara İmar Müdürlüğü buraya taşınır. Ardından VEKAM (Vehbi Koç Araştırma Merkezi) binayı restore ederek kullanmaya başlar.

Şimdi Eski Ankara Belediyesi Binası’ nın önündeyiz. Hocamız anlatmaya devam ediyor.

Fotoğraf: İlter AKINOĞLU

Buradan Posta Caddesi Kavşağı’ na kadar olan bölge Balık Pazarı olarak anılır. Belediyelerin kuruluşu 1871 Vilayetler Nizamnamesi ile olmuştur. Mimar Nezihi Erdem’ in tasarımıyla bu bina 1949 yılında yapılır. Binanın çaprazında eskiden Ankara Memurları Tüketim Kooperatifi vardı. 1950 yılında kooperatif binası yıkılır ve yerine köşedeki beyaz bina yapılır. Bu bina önce Yeni Yalova Oteli, daha sonra Alper Oteli olarak kullanılmıştır. Hâlen üzerinde Alper Oteli yazısı bulunmaktadır.

Karşımızdaki sarı binayı kimin yaptırdığı bilinmemektedir. Yanındaki bina Mermercizade Han’ dır. Mimarı Hasan Hadi Bey’ dir. Yapıldığından beri bina aynı hâliyle korunmuştur.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Kuleli yapı Ali Bey Apartmanı’ dır. Mimarı Ali Rasim Cengiz’ dir. 1917 yıllarından kalma bir binadır. Bu bina eskiden doktorlar tarafından kullanılırmış. Günümüzde ise Sağlık Bakanlığı tarafından kullanılmaktadır. Sarı bina Toygar Apartmanı’ dır. Toygarlar, Ankara’ nın eski ailelerindendir. Toygarzade Naşit Bey tarafından yaptırılmıştır. Apartmanın altında Apa Kundura bulunuyordu.

Fotoğraf: İlter AKINOĞLU

Karşıda gördüğümüz bina Köklü Han’ dır. 1930’ lu yıllarda yapılmıştır. Üçel Manifatura bu binadaydı. Daha sonra 1969’ da Kızılay’ a, Ayhan Mağazası olarak taşınmıştır. Binanın tepesindeki odaya “kuşgözü” ya da “cihannüma” denir.

Fotoğraf: İlter AKINOĞLU

Karşısındaki bina Vakıf Han’ dır. Eskiden bu binanın yerinde Karmen Meyhanesi vardı. Burası sanatçıların toplandığı bir yerdi. Bina yıkılarak yerine Vakıf Han yapılmıştır. Hanın altında Ülkü Mağazası bulunur, kadın ve çocuk kıyafetleri satılırdı. Yine karşıda Hanif Han vardı. 1930’ ların başında yapılmıştır. İlk adı Çankırı’ nın Halk Pazarı’ dır, daha sonra Hanif Han adını alır.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Sarı bina Anafartalar Apartmanı’ dır. Binanın cephesi, caddeye uyumlu olacak şekilde yuvarlatılmıştır. Yanındaki bina Caferoğlu Apartmanı’ dır. Onun da farklı bir mimarisi vardır; balkonları kapatılmıştır.

Yolun sol tarafında Uzun Çarşı vardı. Yol, arka taraftan Ahi Elvan Camii’ ne kadar uzanır. Osmanlı döneminde büyük kentlerde uzun çarşılar bulunurdu. Karşıda “Taşçıoğlu” yazan kahverengi binanın iki katının mimarisi farklıdır. Birinci kattaki çıkma bölüm moda terzihanesidir. Üst katı ise bir dişçi ve bir avukat tarafından yazıhane olarak kullanılmıştır. Günümüzde bina Taşçıoğlu’ na aittir.

Yolun sağındaki binaların arkasında Aziz Klemens Kilisesi kalıntıları vardır. Ankara Piskoposu olduğu söylenen Klemens, önemli bir din adamıdır. Roma, Hristiyanlığı 314 yılında kabul etmiştir. Daha önceki yasaklar döneminde, 303 yılında Roma idaresi Aziz Klemens’ i öldürür. 5. yüzyılda Hristiyanlar, onun anısına burada bir kilise yapar. 23 Ocak’ ta Hristiyanlar Klemens’ i anarlar. Kilise, 1917’ deki yangında yanmıştır.

Karşımızdaki kuleli bina Ankara Pasta Salonu’ dur. 1960’ lı yıllara kadar  bütün bina pasta salonu olarak hizmet vermiştir. Pembe bina, Nuri Conker tarafından 1923 yılında yaptırılmıştır. Adı Sakarya Apartmanı’ dır. Nuri Conker, Atatürk’ ün sınıf arkadaşıdır. Apartmanın altında Eyüp Sabri Kolonyaları dükkânı vardı. Eyüp Sabri, Veteriner Fakültesi’ nde teknik eleman olarak çalışmıştır. Emekli olduktan sonra kolonya işine başlamıştır. Yandaki dükkân ise “Dikiş Dünyası” olarak bilinir ve Ankara’ nın ilk Singer bayisidir.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Biraz yürüdükten sonra gösterişli bir binanın önüne geldik. Bina, ilk yapıldığında Adalet Bakanlığı olarak kullanılmıştır. Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi’ne özgü özellikler taşıyan yapı, mimar Arif Hikmet Koyunoğlu’ nun imzasını taşır. Üç katlı bina, karşılıklı iki blok hâlinde yükselir. Bloklar arasındaki bağlantı, görkemli merdivenler ve bina içindeki koridorlarla sağlanır.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Şimdi Denizciler Caddesi’ nin başındayız. Burada Boğaziçi Lokantası’ nı konuşacağız. Anafartalar Caddesi’nden Denizciler Caddesi’ ne döndüğünüzde, hemen soldaki binada bulunur. Lokanta, babası Arnavutluk’ tan göç eden Mehmet Raci Boyacıoğlu tarafından 1956 yılında açılmıştır. Mehmet Raci, ailesinin mesleği gereği İstanbul’ da aşçılığa başlar ve burada ustalaşır. Çiçek Lokantası’ nın sahibi Arnavut Hüsamettin, Mehmet Raci’ nin eniştesidir. Mehmet Raci’ yi Ankara’ ya çağırır. Eniştesiyle birlikte çalışmaya başlar ancak sürdüremez; kendi lokantasını açmaya karar verir ve Boğaziçi Lokantası’ nı kurar. Günlük menüsünde 50–60 çeşit yemek bulunur. Lokanta hâlen hizmet vermektedir.

Lokantanın bulunduğu bina da yine tarihi bir binadır.

Burası, ilk Maliye Bakanı Fehmi Ataç Bey’ in apartmanıdır. Fehmi Ataç, Birinci Meclis’ ten itibaren sekiz dönem milletvekilliği yapmıştır ve 1924’ e kadar Maliye Bakanlığı görevinde bulunmuştur. Tüm harcamaları kayda aldırmış; dönemin savaş finansmanını ve subay maaşlarını aksatmadan ödetmiştir. Binanın mimarı Hasan Hadi Bey’ dir. Arif Hikmet Koyunoğlu ise inşaatın yüklenicisidir. İnşaat 1925’ te başlar, 1927’ de tamamlanır. Bina 1950 yılında Büyük Otele dönüştürülür ve Ankara’ nın ilk modern oteli olur. Daha sonra kısa bir süre iş hanı olarak kullanılır. 1992’ de Nedim Bey  tarafından satın alınır ve binanın adı  Babasının, annesinin ve kendisinin isimlerinin ilk iki harflerinin birleşimiyle ortaya çıkan isim  “Gülhane” olur.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Şimdi, altı dükkânı bulunan, üstünde üç kat daire ve en üstte “kuşgözü” denilen odalar yer alan, köşeleri yuvarlak pembe bir binanın önündeyiz.

Bina 1925–1928 yılları arasında yapılmıştır. Mimarı Yahya Ahmet’ tir. Yahya Ahmet, Birinci Meclis binasının da mimarıdır. Bazıları bu binanın mimarının Mimar Kemalettin olduğunu söyler; ancak Mimar Kemalettin’ in bu yapıda inşaat yüklenicisi olduğu düşünülmektedir. Dairelerin sahipleri genellikle doktordur.

Bu binada “Ankara Cinayeti” işlenmiştir. O sırada İstanbul’da bulunan Agatha Christie, bu cinayet nedeniyle Ankara’ ya gelir ve “Bu cinayet tam bir roman konusu” der. 16 Ekim 1945 günü, akşam saat 19.00 civarında silah sesleri duyulur. Üçüncü katta, beş numaralı dairede bir göğüs hastalıkları doktoru yaşamaktadır. Doktorun hizmetini yapan kadın, “Yetişin, doktor beyi öldürdüler!” diye bağırarak daireden fırlar. İki gün sonra Reşit Mercan gelip teslim olur ve “Ben öldürdüm” der. Ancak kaçarken bıraktığı şapka kendisine uymaz ve anlattıkları çelişkilidir. Dava çözülemez; Ankara’ da davaya müdahaleler olunca dosya Bolu’ ya taşınır. Sonradan ortaya çıkar ki Reşit Mercan’ ın Robert Kolej’ den sınıf arkadaşı Haşim Orbay cinayeti işlemiştir. Haşim Orbay, Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay’ ın oğludur. Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ ın, cinayeti üstlenmesi için Reşit Mercan’ a baskı yaptığı da ortaya çıkar. Nevzat Tandoğan, mahkeme tarafından ifadeye çağrıldığında intihar eder. Bir hafta sonra Kazım Orbay da Genelkurmay Başkanlığı’ ndan istifa eder. Cinayetin nedeni ise hiçbir zaman tam olarak anlaşılamaz.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Yemek konusundan eğitim konusuna geçiyoruz. Karşıda yine görkemli bir bina var. 1924 yılında yapılmıştır. Yapıldığında adı Gazi ve Latife Hanım Numune Mektepleri’ dir. Mimarı Muhsin Kemal Paksoy’ dur. Atatürk boşandıktan sonra okulun adı Gazi İlkokulu olur. 1934’ te Atatürk İlkokulu adını alır. Daha sonra Anafartalar Lisesi’ ne dönüşür; günümüzde ise Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi olarak kullanılmaktadır.

Akba Yayınevi’ nin merkezi de karşıdaki dükkânların arasındaydı. Adresi Anafartalar Caddesi 69 numaraydı. Aka Gündüz, Kemal Salih Sel, Bilal Akba ve Adil Akbay ortaklarıydı. O dönemde yerli ve yabancı kitap ile gazete dağıtımı ve satışı yapıyorlardı. İsmi, ortaklarının isimlerinin baş harflerinden oluşmaktaydı. Fotoğraf ve resim malzemeleri de satarlardı. Kedi kafalı bir amblemleri vardı. Çok sayıda kitap yayımladılar. Ortaklarının ölmesi üzerine faaliyetleri durdu. Sonradan ortak olan İhsan Uras Bey, 1963–64 yıllarında kitabevini yeniden canlandırdı.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Karşıdaki bina Çocuk Esirgeme Kurumu binasıdır. Mimarı Arif Hikmet Koyunoğlu’ dur. Üç blok halinde yapılmıştır. Kare pencereler başlangıçta boşluktu, sonradan bu boşluklar kapatılmıştır. Şimdi karşıda İl Müdürlüğü denilen yerde bir blok daha vardı; il müdürlüğü yapımı için o blok yıkılmıştır. Caddeye Anafartalar ismi verilmeden önce burası Çocuk Sarayı Caddesi olarak bilinirdi.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Bu bina, Ankara İkinci Dönem İstiklal Mahkemesi binasıdır. Şeyh Sait İsyanı nedeniyle görevi 1927 tarihine kadar devam etmiştir. İstiklal Mahkemesi’ nin nezarethanesi de Şengül Hamamı’ nın oradaki eski Rum Çocuk Yuvası’ ydı. Bina şimdi Ankara Üniversitesi’ ne aittir. Bu otoparkın yerinde Cumhuriyet’ in ilk yıllarında Rus Büyükelçiliği vardı. 15 Ağustos 1922’ de Fransızlar tarafından yakıldığı ortaya çıkar. Yangın sırasında 21 bina ve bir cami de yanmıştır. Yangın, Büyük Taarruz’ dan hemen önce çıkarılmıştır. Bina yeri hâlen boş olarak durmaktadır. İlk Rus Büyükelçisi’ nin adı Medivani’ dir. Büyükelçi, manzara nedeniyle caminin şerefiyesine çıktığı bir gün oradan düşerek hayatını kaybeder.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Kurşunlu Camii 16. yüzyılda yapılmıştır. 1921 depreminde zarar görmüş ve onarılmıştır. Şimdi caminin yanındaki meydandayız; burası Samanpazarı’ dır. Burada Cehabiye Medresesi ve Camii vardı. Yine burada Nakşibendi Kocadoğulu Medresesi,   Şeyh Hüseyin Türbesi vardı. Medrese, Millî Mücadele’ nin Ankara’ da ilk başlatıldığı yerdir. Müderrisi Sadullah Efendi’ dir. Aynı zamanda Nakşibendi şeyhidir. Sadullah Hoca, Millî Mücadele için eski bir asker komutasında bir çete kurar. İzmir işgal edildiğinde ilk miting de Ankara’ da yapılır.

Abidin Paşa, Ankara’ ya ilk suyu getirdiğinde Samanpazarı’ nda çok büyük bir çeşme yaptırmıştır. Çeşmenin 12 lülesi varmış, daha sonra o da yıkılmıştır.

Samanpazarı Meydanı’ na daha sonra Samanpazarı Parkı yapılır. 1935–40 yıllarında İnci Gazinosu park alanına inşa  edilir. Meydan rüzgârlı olduğu için Ankaralılar buraya Esen Park derdi. Gazinonun alt tarafında dükkânlar vardı; gündüzleri gazinonun bir kısmı çay bahçesi olarak kullanılırdı.

Meydanın karşı tarafında PTT binası vardır. 1935 yılından beri kullanılmaktadır.

Fotoğraf: Cengiz PAMUK

Bir gezimiz daha bitti, şimdi çay keyfi zamanı. Gezdiğimiz yerleri yeniden konuşacak, tarihin derinliklerinde gezimize çay sohbetiyle devam edeceğiz. Ankara’ yı gezmeye devam edeceğiz. Gelecek ayki gezimize sizleri de bekleriz.

İlter AKINOĞLU

Şubat 2026